Türkiye Acil Tıp Derneği Toksikoloji Çalışma Grubu

Yazar: Uzm. Dr. Sefer Özgür

 

Tarım üretiminde haşerelerden doğacak hasarı, hastalıkları, yabani otları ve diğer bitki merkezli patojenleri önlemek ya da kontrol altına almak, verim kaybını önlemek ve yüksek kalitede ürün elde edebilmek için haşere ilacı kullanımı yaygındır. Haşere ilaçlarının insan sağlığına ve çevreye etkisini minimuma indirmek için katı düzenlemeler yapılmasına rağmen bu ilaçlara mesleki maruziyet, mahsül ve içme suyuna karışmasıyla ilgili ciddi şüpheler oluşmuş durumda. Bu yazımda; Damalas ve ark. ‘International Journal of Environmental Research and Public Health’ dergisinde yayınlanmış ‘Pestisit maruziyeti, güvenlik meseleleri ve risk değerlendirme göstergeleri’ isimli derlemesi üzerinden konunun önemli noktalarının altını çizmeyi hedeflemekteyim.

Haşere ilaçlarına mesleki maruziyet sıklıkla tarla, sera, endüstriyel üretim ve evlerde yapılan haşere ilaçlama şirketlerinde çalışan emekçilerde sıklıkla görülmektedir. Genel popülasyonun haşere ilacına maruziyeti sıklıkla bu ilacın kalıntı yaptığı besinle ve içme suyuyla olmakla beraber evlerde de maruziyet olmaktadır. Çevre üzerinde yan etkilerini (sızıntı, sürüklenme ve akış yoluyla su, toprak ve hava kirliliği ve doğal yaşam, balıklar, bitkiler ve hedef dışı organizmalara verilen zarar) etkileyen faktörler ilacın toksisitesi, uygulama esnasında alınan önlemler, uygulanan dozaj, toprak kolloidlerinin tarafından emilim, uygulama sonrası oluşan hava şartları ve ilacın doğada ne kadar kalıcı olduğudur. Haşere ilaçlarının insan sağlığı ve çevreye olan risk değenlendirmesini yapmanın kolay ve tutarlı bir iş olmamasının sebebi maruziyet periyot ve seviyelerinin değişkenliği, kullanılan ilaç türleri (toksisite ve kalıcılık) ve uygulama yapılan bölgenin çevresel karakteristikleridir.

Ayrıca kullanılan kriterlerin sayısı ve insan sağlığını riske atacak yan etkileri değerlendirme amaçlı yapılan uygulamalar şu anda onaylı ve kullanılmakta olan ilaçların ve onay bekleyen yeni ilaçların tanımlamalarını etkileyebilir. Bu nedenle haşere ilacının potansiyel tehlikelerini öngörmek ve insan sağlığı ve çevre üzerindeki etkilerini azaltmak için güvenirliliği yüksek araç ve tekniklere ihtiyaç duyulmaktadır. Diğer yandan haşere ilaçlarına ihtiyaç duymayan alternatif hasat yöntemlerinin uygulanması, farklı sistemlerle ve yüksek güvenlikle yeni tip haşere ilaçlarının üretimi ve halihazırda kullanılmakta olan haşere ilaçlarının daha güvenli hale getirilmesi (mikrokapsül süspansiyon vb.) tarım anlamında olumsuz etkilerini ve özellikle toksik etkilerini azaltabilir. Ek olarak uygulamanın bütün aşamalarında uygun ekipman kullanılması ve bütün tedbirlerin alınması çalışanın haşere ilacına maruziyetini ve çevre üzerindeki olumsuz etkilerini minimuma indirebilir.

 

Haşere İlaçları

Tarım odaklı üretim yapan bir çok sektörde haşerelerden doğan kayıpları önlemek, verim ve kaliteyi artırmak, müşterilere görüntü anlamında güzel ürünler çıkarmak amacıyla haşere ilaçlarının kullanımı yaygındır. Haşere ilaçları bir yiyeceğin besin değerini arttırabilir ve bazen daha güvenli hale getirebilir. Haşere ilaçlarının birçok artısının olmasına karşın bu özellikler halk tarafından bilinmemektedir. Bu açıdan haşere ilaçları ekonomik, emekten tasarruf ettiren ve tarım ürünleri sektöründe verimli bir araç olarak görülebilir. Popülaritesi ve yaygın kullanımına rağmen uygulama öncesi ilacın hazırlığını yapan, uygulayan, uygulama yapılmış tarlada çalışan emekçilerin maruziyeti ve yaşam alanlarındaki yiyecek ve içme suyuna temasından dolayı endişeler artmış durumdadır. Bu uygulamalar birkaç tesadüfi zehirlenmeye, hatta düzenli ilaçlama yapan emekçilere kısa veya uzun vadede ciddi sağlık sorunları yaratmış, ayrıca çevreye negatif etkiler de bırakmıştır.

Henüz gelişmekte olan ülkelerde tarla emekçileri, gelişmiş ülkelerde yasaklanmış ya da kısıtlanmış toksik kimyasal kullanımından, yanlış uygulama teknikleri, bakımsız ya da yanlış ekipman kullanımı, yetersiz depolama alanı ve eski ilaç saklama varillerinin yemek ve su depolanması amaçlı kullanımı gibi sebeplerden yüksek risklerde maruziyet yaşamaktadır. Elbette bu ilaçlara maruz kalmak özellikle tarımsal çalışma alanlarında sürekli bir sağlık riski. Doğası gereği birçok haşere ilacı öldürme amaçlı tasarlanmasından kaynaklı yüksek derecede toksisite gösterirler, bu yüzden de risk oluşturmaktadır. Bu sebepleri göz önüne aldığımızda haşere ilaçlarının kullanımı yalnızca insan sağlığı üzerindeki potansiyel etkileri haricinde doğal yaşam ve ekosisteme olan etkileri hakkında da endişeler oluşturmaktadır. Sıklıkla böceklerin yaşamasına yardımcı olan canlıların da ölümüne sebep olarak haşere ilaçlarına daha dirençli haşerelerin oluşumuna sebep olur.  Bunun sebebi de kullanıcıların haşere ilacının risklerinden, doğru uygulama tekniklerinden ve gerekli önlemler hakkında yetersiz bilgiye sahip olmasından kaynaklıdır. Haşere ilacının zararlı etkileri hakkında yeterli bilgiye sahip olan çiftçiler dahi uygulama konusunda yetersiz kalabiliyorlar.

Haşere ilaçlarının belli bir kesinlikte ve minimal riskte çalışması için üretilmiş olmasına rağmen yapılan çalışmaların sonuçları bu özellikleri desteklememekte. Haşere ilaçları için oluşturulan toksisite referans seviyeleri kesin olmamakla beraber belli bir standarda ulaşmak amacıyla yapılmış olmasına karşın ne bütün koşullar altında kullanımının tamamen güvenli olduğunu, ne de varsayımsal durumlarda kesin olarak performasını öngörebileceğimizi bilemeyiz. Bilimsel araştırmalar, mevcut olan araçlar ve tekniklerle kısıtlı ve yeni gelişmeler sürekli kabiliyetlerimizi yeniden tanımlamaktadır. Haşere ilaçlarının toksisitesi hakkında birçok çalışma olmasına karşın, bu çalışmalardaki araştırma eksikleri uzun vadede sağlığa ve çevreye etkisi hakkında belirsizlik oluşturmakta. Bu çelişkili sonuçlara dayanarak, bilim adamları ve halkın gerçek, öngörülen ve algılanan insan sağlığı(çalışan maruziyeti ve besinlerin üzerindeki kalıntılardan etkilenen tüketici) ve çevre(hava ve su kirliliği, hedef dışı organizmaların tahribatı) üzerine riskleri hakkında yapılan tartışmaların tamamı haklı.

Bu makalenin amacı: (1) haşere ilaçlarının tescilindeki temel güvenlik problemleri, (2) haşere ilaçlarına maruziyeti etkileyen yaygın faktörler, (3) haşere ilaçlarının insan sağlığı ve çevreye etkilerini ayrıca güvenilirlikleri ve doğrulukları hakkında risk değerlendirmeleri için kullanılan yaygın göstergeler. Bu makalenin haşere ilaçlarının doğadaki akıbetine ya da belirli hedef dışı organizmalara olan etkilerine odaklanmadığından bahsetmek önemli.

 

Haşere İlaçlarının Tescili ve Güvenlik

Haşere ilaçlarının tescili; bu ilaçların insan sağlığı ve çevreye olan potansiyel etkilerinin değerlendirilmesi adına oluşuturulan bilim temelli, legal ve idari bir süreçtir. Haşere ilaçların tescili, hangi ilaçların hangi amaçla kullanımına izin verileceği, kalite kontrol, kullanım oranları, haklar, etiketleme, paketleme ve reklam gibi konularda otoritelerin primer olarak tespit etme ve denetleme yetkisine sahip olması hem en iyi ürünün üretimi konusunda hem de çevre korunumu sağlamak açısından çok önemli bir adım. Ek olarak, tescil süreci haşere ilaçlarının kullanım alanları dışında kullanılmadığını varsaymakta ve bu alanda kullanımında çevre ve insan sağlığı üzerinde beklenmedik bir etki yaratmayacağını öngörmektedir. Bu nedenle, herhangi bir haşere ilacı ticari kullanıma başlamadan önce, bu ilacın insan ve doğal yaşam üzerindeki yan etkilerini, buna nesli tükenmekte olan canlılar ve diğer hedef dışı organizmalar da dahil, ya da sızıntı, sürüklenme ve akış yoluyla yüzey ve yeraltı sularında oluşan potansiyel kirliliği tespit etmek amacıyla birçok test uygulanmaktadır. Bu ilaçların hedef dışı herhangi bir canlıya yaratacağı olumsuz etki ekosistemin ve besin ağının dengesini bozabilir ve ileri safhalarda insan sağlığını ve besin olarak kullanılan canlıları etkileyebilir.

Haşere ilaçlarının tescili zaman, kaynak, belirli tescil otoritelerin uzmanlıkları, ilaç üretim endüstrisi ve çeşitli ilgili gruplar gibi etkenlere ihtiyaç duyan kompleks bir süreçtir. Halkın endişelerine cevap olma amacında kesin kalıntı tespiti ve toksikolojik değerlendirmeler yapabilmek için yüksek teknolojide çeşitli testler yapılmaktadır. Ek olarak, tescil sürecinde tehlikeleri öngörme, tehlikeyi azaltma adına yeni yaklaşımlar ve endüstrinin bilgilerini ve hükümetin politik kararlarından oluşan geniş bilgi yelpazesini birleştirmek adına gelişmiş metodlar kullanılmaktadır.

Tescilin en temel aşamaları: (1) Tescil sürecine girmek isteyen üreticinin yaptığı araştırmalar, (2) üreticinin tescil otoritelerine topladığı verinin teslimi, (3) tescil otoriteleri tarafından verinin incelemesi, (4) tescil otoritelerine teslim edilen veriler ışığında onay veya ret kararı. Tescil otoritelerinin kararı elde edilen veriden çıkarılan fayda-zarar analizine bağlıdır. Bu nedenle, tescil sürecinin bütün aşamalarının sesli ve yazılı kriter ve rehber dökümanlarının ve bütün bilginin başvuruda bulunan ile şeffaf bir şekilde paylaşılması gerekmektedir. Ayrıca, tescil otoriteleri her kayda geçen haşere ilacının insan sağlığına ve çevreye olan etkileri konusunda seneler geçtikçe potansiyel etkilerin tespitindeki kabiliyetin artışından dolayı kriterlerin daha da katılaşmasını sağlar.

Bu bilgiden yola çıkarak, eskiden onaylanmış olan haşere ilaçları da yeni kriterlere uygunluğu tespit edilmek üzere tekrar incelemeye alınmaktadır. Adı yeniden tescil olarak geçen bu süreç haşere ilaçlarının insan sağlığı ve ekolojik açıdan endişe duyulan risklerini düşürmek adına uygulanmaktadır.

Avrupa Birliği’nin 1993’te yayınladığı ve 2008 Aralık ayına kadar efektif şekilde çalışan mevzuatla legal satışı gerçekleşen haşere ilaçları listesinde çok sert değişimler görüldü. Bu periyotta, 26%’sı böcek ilacı, 23%’ü herbisit ve 17%’si mantar ilacı olmak üzere yaklaşık olarak 704 madde yasaklandı. Ayrıca ABD’nin EPA kurumu besin güvenliği, insan sağlığı ve çevre korumasını arttıran birçok yeniden tescil ve tolerans değerlendirmeleri (incelemelerin sonuçları Yeniden Tescil Uygunluk Kararları dökümanında özetlenmiştir) oldu. Tescil sürecinde üreticinin bilimsel araştırmalar yürütmeli, analiz etmeli ve ödeme yapması gerekmektedir. Bu testler, ürünün kimyasını, insan hayatına ve hayvanlara, haşere ilaçlarının çevresel akıbetine ve hedef dışı organizmalara etkisini tanımlamaktadır.

Tescil başvurusu için gereken veri, ürünün bütün ilgili yönlerini kullanım ömrünün tamamı kapsayacak şekilde olmalıdır. Bu veriler; ürünün fiziksel ve kimsayal karakterini, kimyasal formülü ve etken maddeleri, analitik metotları, insan ve çevre toksisitesini, sunulan etiket ve kullanımları, güvenlik verileri, kullanım etkileri ve kalıntı bilgileri, depolaması ve atık ürünün imhası gibi başlıkları kapsamalıdır. Bu verilerin toplanması uzun yıllar alabilir ve büyük masraflar çıkarabilir. Ayrıca, toksikolojik testler sıkı yönergeler, onaylanmış metodolojiler ve sıklıkla rapor verme gereksinimi altında uygulanmaktadır. Standartların netleştirilmesi güvenlik değerlendirmelerin istikrarı ve kimyasallar arasındaki kıyaslamalar için gereklidir. Ekolojik risk değerlendirmeleri, bir ilacın hangi risklere sahip olduğu ve insan sağlığını, doğal yaşamı ve çevreyi korumak adına hangi gerekli değişikliklerin yapılması gerektiğini tespit etmek adına yapılmaktadır. Haşere ilaçlarının çevresel risklerini ölçmek için, tescil otoritelerindeki bilim insanları toplanılan veriyi bütünüyle incelemelidir. Eğer risk değerlendirmeleri doğal yaşam üzerinde bir tehlike veya hedef dışı bitkilere fitotoksisite gösteriyorsa tescil otoriteleri ekstra veri ve test isteyebilir ya da haşere ilaçlarının yalnızca sertifikalı personel tarafından kullanımına izin verebilir (örn. kısıtlı kullanım). Alternatif olarak tescil otoriteleri ürüne kullanım onayı vermeyebilir.

 

Haşere İlacına İnsan Maruziyeti ve Maruziyeri Etkileyen Faktörler

Böcek ilaçlarına mesleki maruziyet tarlalarda ve seralarda çalışan çiftçilerde ve evde ilaçlama çalışanlarında görülebilir. Ancak haşere ilacını kullanılmasa dahi belirli kimyasalların bulunduğu çalışma alanlarında da mesleki maruziyet görülebilir. Bu kimyasalların karıştırılmasında, yüklemesinde, taşınmasında ve uygulamasında bulunan emekçiler yaptıkları işten kaynaklı yüksek maruziyet görürler ve akut intoksikasyonlar için en yüksek risk grubu olarak görülürler. Bazı durumlarda bu ilaçlara maruziyet kimyasalların kazara dökülmesi, sızıntılar ve yanlış ekipman kullanımından dolayı olabilmektedir. Emekçilerin maruziyeti haşere ilaçlarının kullanımı için verilen yönergelere uymama, güvenlik protokollerini dikkate almama ve el yıkama gibi sıradan hijyen kurallarına uymama gibi durumlarda artmaktadır.

Haşere ilacının kullanımında birçok faktör maruziyeti etkileyebilir. Haşere ilacının formülasyonun tipi maruziyetin kapsamını etkileyebilir. Sıvıların sıçramaya ve dökülmeye eğilimli olması, direkt deri teması ve kıyafetler üzerinden dolaylı bulaşmaya yol açar. Katı ilaçların yükleme esnasında oluşturduğu toz yüze, gözlere ve solunum yollarına bulaşmaya yol açar. Paketleme yöntemi de potansiyel maruziyetleri etkileyebilir. Örneğin ilacın aktif madde ile kullanılan paketleme tipi arasında gerçekleşen bir reaksiyon sonrasında paketin açılması maruziyeti tetikleyebilir. Ayrıca, teneke, şişe ve konteynırların ebatları potansiyel sıçrama ve dökülme maruziyetlerine yol açabilir. Ticari haşere ilaçlarının verimini arttırmak ve doğru oluşumları hedef almak adına kullanılan kimyasallar kendi aralarında toksisite göstererek bu ilaçların maruziyet seviyelerini etkileyebilir.

Hava sıcaklığı ve nem gibi hava faktörleri ürünün uçuculuğunu, kullanıcının terlemesini ev ekipman kullanımını etkileyebilir. Rüzgar hızı arttıkça bölgede kullanılan haşere ilacı miktarı kaybı ve haşere ilaçlarının gittiği mesafe artacaktır. Ek olarak, düşük nem ve yüksek sıcaklık, yüksek nem ve düşük sıcaklığa nazaran sprey ekipmanıyla hedef arasında daha çok buharlaşmaya sebep olacaktır. İşçilerin uygulama esnasındaki genel hijyenlerinin de maruziyete önemli etkisi vardır. Örneğin rüzgarlı havalarda karıştırma ve spreyleme işlemlerini uygulamayan emekçilerin maruziyeti daha düşük olacaktır. Kimyasal maruziyeti düşürmenin önemli yollarından biri de ekipmanlarının doğru bakımı ve kullanımıdır. Uygulamanın sıklığı ve süresi hem dönemsel hem uzun vadede maruziyeti etkilemektedir. Senede bir uygulama yapan bir çiftçinin maruziyet riski, art arda günlerce hatta haftalarca ilaçlama işi yapan bir çalışandan daha düşük olacaktır.

Genel popülasyonun maruziyeti, yemek yiyerek ya da maruziyet görmüş su içerek olsa da, bir önemli sebebi haşere ilacı kullanılan bölgede yaşamayla ve emekçinin eve maruz görmüş kıyafet ve ekipmanını getirmesiyle de görülür. Haşere ilaçlarına mesleki olmayan maruziyet yemek, hava ve su ile olup düşük dozda ve kroniktir. Ancak belirli haşere ilaçları ve belirli sağlık etkileri arasında net bir bağ bulunsa da bu çalışmalarda kullanılan dozlar legal haşere ilaçlarının dozlarından çok daha fazladır. Bu nedenle bu çalışmalardan çıkan insan sağlığına riskleri ihmal edilebilir. Ancak belirli besinlerdeki kalıntı miktarı ve bu besinin tek oturuşta ortalama üstü kullanımından kaynaklı asıl akut maruziyet beklenenden çok daha yüksek olabilir. Haşere ilacının evde ya da çevresinde kullanımına sonuç olarak, bireyler bu ilacın hazırlığı ve uygulaması sırasında ve hatta uygulama sonrasında maruz kalabilirler. Buna karşılık ertelenmiş maruziyet, havadaki kalıntıların solunumu ya da yüzeyde, kıyafetlerde, yataklarda, yemekte, tozda, atılan ilaç konteynırlarında ve uygulama ekipmanlarında oluşan kalıntılardan oluşabilir. Ayrıca, ev ve bahçe çevresinde haşere ilacı kullanımdan kazara maruziyet oluşabilir. Bu maruziyet çoğunlukla ilaç dökülmesi, yanlış kullanım ya da etiketlerin okunmaması ya da dikkate alınmamasından kaynaklı yanlış depolamadan kaynaklanır. Haşere ilaçlarını taşınması gereken konteynırlardan çıkarıp evde kullanılan herhangi bir depolama ekipmanına aktarmak veya etiketler üzerindeki talimatlara uymamak da bu maruziyetin sebeplerindendir.