Ramazan Bayramınızı kutlu olsun

Devamı

 

HİDROJEN SÜLFÜR ZEHİRLENMELERİ

Uzm.Dr.Sinem Doğruyol Vural

Kimyasal yolla asfiksi oluşturan gazlar, oksijenin doku tarafından alınmasını engelleyerek etki ederler. Hemoglobin ve hücresel enzimlerle birleşip hücresel oksijen kullanımını doğrudan bozarak doku hipoksisi yaparlar. Hidrojen sülfür (H2S) gazı da, kimyasal yolla asfiksi oluşturan zehirli gazlardan biridir.

Kurşun Zehirlenmelerinin Çocuk ve Erişkinlerdeki Tanı ve Tedavisi Hakkında Güncelleme

Prof. Dr. Arzu Denizbaşı

Kurşun çevresel olarak yaygın bulunan bir ağır metaldir ancak ciddi toksik etkileri vardır. Demir veya çinkonun aksine insan vücudunda bilinen hiçbir faydalı etkisi yoktur. Normalde vücutta veya kanda istenen kurşun bulunmamasıdır. Gelişmekte olan ülkelerde veya Çin gibi yaygın endüstriyel üretim olan ülkelerde hem çevresel kurşun kirliliği hem de zehirlenme vakaları artmıştır. Özellikle çocuklarda ve adolesanlarda kurşun zehirlenmesi vakalarında artış ve bu zehirlenmelerin kalıcı sonuçları üzerinde makaleler yayınlanmaktadır. Anne karnında veya çocukluk çağında kurşun maruziyeti abortus, fetal gelişme geriliği, psikolojik ve kognitif gelişme bozuklukları ile sonlanabilmektedir. Çevredeki kurşun vücuttaki etkisini zamanla birikerek gösterdiği için akut zehirlenme olarak acil servislerde nadir görmekteyiz. Ancak kronik zehirlenme nedeniyle gelen hastalarda şüpheli klinik tablolara rastlanmaktadır. Akut ensefalit, delirium, status epileptikus veya akut batın tabloları gibi yayınlanmış birçok farklı vakada altta yatan neden kurşun zehirlenmesi olabilir.

EKSTRAKORPORAL MEMBRAN OKSİJENASYONU (ECMO) VE TOKSİKOLOJİ’DEKİ KULLANIMI

Dr. Erdem Kurt

‘’Ekstrakorporal’’ vücut dışı anlamına gelmekle beraber ekstrakorporal tedavi biçimleri egzojen veya endojen zehirleri vücuttan uzaklaştıran, hayati bir organı destekleyen ya da geçici bir süre onun yerine geçen heterojen tedavi gruplarıdır. Ekstrakorporal membran oksijenasyonu (ECMO) 1972'de piyasaya sürülmesinden sonra birçok hastada kullanılmasına rağmen, birçok klinik yetişkin hastalarda bu deneysel tedaviyi terk etmiştir. ECMO devresinde kullanılan aparatların biyo-uyumunun arttırılmasıyla beraber 2009 yılında gelişen A/H1N1 pandemisi sırasındaki ARDS vakalarında ECMO kullanılması ve tedavi edilen hastaların şaşırtıcı derecede düşük mortalite ile seyretmesi dünya çapındaki birçok yoğun bakım biriminde ECMO'nun yeniden tercih edilmesine sebep oldu (1). Bu tarihten itibaren ECMO’nun kardiyotorasik hastalarda respiratuvar ve dolaşımsal destek amacıyla kullanımının artması, ciddi zehirlenme olgularında gelişen refrakter dolaşımsal şok ve ARDS gibi durumlar için yeni bir tedavi seçeneğini doğurmuştur (1). ECMO aynı zamanda Ekstrakorporal Yaşam Desteği(ECLS) olarak bilinmekle beraber, geriye döndürülebilir bir nedenden ötürü kardiyak ve solunumsal yetersizliği olan bir hastada bu durumun giderilmesi için hastaya zaman kazandırılmasını sağlayan bir müdahale biçimidir.

STİREN İNTOKSİKASYONU

Uzm. Dr. Tolga Öz

Zehirlenme ve travma vakaları; acil servislerde çok sık karşılaştığımız durumlardır. Her iki durum da; tanı ve tedavi sürecinde zamanla yarıştığımız durumlardır. Bu tür hastalarının yönetimi, özellikle acil hekimlerinin deneyimli olduğu durumlardandır. Ancak, aynı hastada hem toksik madde maruziyeti hem de hem yüksekten düşmeye bağlı travma var ise sürecin yönetimi zorlaşabilir. Özellikle eğer bu toksik madde acil servislerde sık rastlanılan toksik maddeler arasında değilse… Bu yazımda, karşılaştığım bir intoksikasyon ve travma vakasını sunmak, sonrasında ise bu toksikasyon üzerinde tartışmayı hedefliyorum.

Toksik Ajanlara Sekonder Gelişen Akut Böbrek Hasarı

Prof. Dr. Arzu Denizbaşı

Farklı zehirlenmeler bağlı olarak böbrek hasarı gelişebilir. Akut tubuler nekroz tablosu ile gelişen pek çok klinik tablo özellikle üriner şikayetler nedeniyle Acil Servislere başvurmaktadırlar. Klinik toksikolojide önemli bir konu olan bu grup zehirlenmeler genellikle günlük hayatta karşılaştığımız ama farkında olmadan toksik maruziyet yaşadığımız maddelerdir

Parakuat Zehirlenmesi

Yard. Doç. Dr. Nezihat Rana DİŞEL

Bipiridil bileşikler selektif olmayan kontakt herbisidlerdir. Parakuat bilinen en toksik pestisit olup 30 mg/kg doz (%20 lik sulu çözeltisinin oral yolla yetişkinde 10 -20 ml, çocukta 4-5 ml alımı bile) ölümcüldür. Kazara alımda mortalitesi %50-90, suisidlerde %100’dür. Dikuat daha az toksik olmakla birlikte parakuatla birlikte formüle edildiğinde ölümcül olabilir.