Hiperbarik Oksijen Tedavisi Sonucunda Gelişen Konvulziyon

Prof. Dr. Arzu Denizbaşı

Günümüzde Hiperbarik oksijen (HBO) tedavisi; nekroz ile seyreden pek çok kemik veya yumuşak doku enfeksiyonu veya travmasında, toksikolojide seçilmiş vakalarda ve dekompresyon hastalığı gibi tromboembolik olayların tedavisinde kullanılmaktadır. Klinik ortamlarda, HBO tedavisi uygulamanan vaka sayısı arttıkça, bu tedaviye ait olumlu veya olumsuz gözlemler de arttı. Bu yazımızda HBO tedavisine bağlı gelişen konvulziyon kliniğine dikkat çekmek istiyoruz.

Devamı
Anti-Histaminik İlaçlarla olan Zehirlenmeler - Bölüm 1: Non-Sedatifler

Uzm. Dr. Erkman SANRI

Allerjik hadise görülme sıklığı toplumdan topluma göre değişiklik göstermekle birlikte, literatürde bu insidans yaklaşık %20-30 olarak bildirilmiştir. Bu oran yüksek bir oran olarak nitelendirilmektedir. Allerjik hadise yaşayan hastaların hemen hepsinin taburcuklarında, hem poliklinik hem de acil servislerde anti-histaminik ilaçlar reçete edilmektedir. Allerji tedavisinde etkin olan bu ilaç grubu, doz aşımın durumlarında ise ciddi zehirlenmelere yol açabilmektedir. Hekimlerin; allerjik hadiselerin yönetimini bilmesi gerektiği gibi allerji tedavisi için kullanılan anti-histaminik ilaç zehirlenmelerininin de yönetimini etkin bir şekilde uygulayabiliyor olması gerekmektedir.

Devamı
Kronik İlaç Kullanımına Bağlı Kardiyotoksisite

Prof. Dr. Arzu Denizbaşı

Acil serviste sık karşılaştığımız kritik hasta gruplarından birisi olan toksikoloji hastaları arasında kardiyotoksik ilaç alımına bağlı olarak acil servislere başvuran hastalar mevcuttur. İlk akla gelen; hastaların digital türevleri, beta blokerler veya kalsiyum kanal blokerlerinin akut toksik etkilerine bağlı gelişen sendromlar olsa da aslında pek çok hastada kronik ilaç alımına bağlı kardiyotoksik etkiler ortaya çıkabilir. Komorbiditesi yüksek olan hastalarda sürekli kullanılan ilaç grupları gayet toksik tablolar yaratmaktadırlar. Bu yazımızda daha çok kronik kullanım ile kardiyotoksisite yol açan ilaçları konu edeceğiz.

Devamı
Kemik İliği Supresyonuna (myelosupresyon) Neden Olan İlaçlar

Uzm. Dr. Melis EFEOĞLU

İlaca bağlı toksik yan etkiler, bir ilacın kullanımı kısıtlayan en önemli nedenlerdendir. Gastrointestinal, nörolojik, üriner, endokrin, metabolik, cilt ve hematolojik yan etkiler bunlara örnek olarak gösterilebilir. Hematolojik yan etkiler, ilaçlar ile görülen diğer yan etkilere nazaran daha nadir görülse de, önemli morbidite ve mortalite nedenidirler. Bu yazımızda, ilaca bağlı görülebilecek hematolojik yan etkilerden ve esas konumuz olan kemik iliği supresyonuna neden olan ilaçlardan kısaca bahsedeceğiz.

Devamı

 

Kokain Zehirlenmeleri ve Karşılanmamış Alfa- Stimulasyon Fenomeni - Bölüm 2

Dr. Ecem Deniz KIRKPANTUR

Alfa adrenerjik sistem, alfa-1 reseptörleri üzerinden düz kaslarda kasılmaya ve vazokonstrüksiyona yol açar. Beta-1 reseptörlerin uyarılması ise kalp hızını, kardiyak kondüksiyonu ve kontraktiliteyi arttırırken, beta-2 reseptörlerin uyarılması düz kasların gevşemesine sebep olur. Alfa-1 ve beta-2 stimulasyon arasındaki denge vasküler tonusun akıbetini belirler. Selektif olmayan beta blokerlerin (örneğin propanolol) hem beta-1, hem de beta-2 bloker etkisi mevcuttur ve beta-2 bloker etkisi ile vazodilatasyonu inhibe eder. Kokain etkisi altında olan ve hale hazırda alfa adrenerjik etkide olan hastalarda, vazokonstrüksiyonun önünde duran tek engel beta-2 etkidir. Beta-2 bloker etkili ajanların kullanılması ise damar tonusunda daha da artmış vazokonstrüksiyon tablosuyla karşımıza çıkar.

PALİTOKSİN’DEN BAŞLAYARAK BAZI TOKSİK MADDELERİN İNCELENMESİ

Uzm. Dr. Bulut Demirel

Palitoksin; denizde yaşayan özellikle Palythoatoxica ve Pristiterebra türlerinden mercanların ürettiği bir maddedir. Hawaii’de yaşayanlar ‘Öldüren deniz yosunu’ olarak isimlendirmeyi uygun bulmuşlardır ki çok da haksız sayılmazlar. Çünkü Palitoksin çok kuvvetli bir vazokonstrüktördür ve protein yapıda olmayan en toksik ikinci madde olarak literatürde yer almaktadır (birincisi maitotoksin’dir; bu madde hakkında da yazmak lazım). Palitoksin yapı itibari ile yağ asidi yapısındadır, her ne kadar belli canlılarca üretilse de balıklarda da biyomagnifikasyon nedeniyle karşımıza çıkabilmektedir.1982 yılında tanımlanmış olan bu toksin 1994 yılında sentezlenebilmiştir.