29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'mız Kutlu Olsun

Cumhuriyetimizin ilanının 95.'inci yılında Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk"ü, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı ve rahmetle anıyor, Cumhuriyet Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum.

Devamı

 

Kontrol Altında İki Yeni Sentetik Opioid: Siklofosfofentanil ve Metoksiasetilfentanil

Doç. Dr. Feriyde Çalışkan

Günümüzde uyuşturucu madde bağımlılığı ve bunun yarattığı sorunlarla mücadele kapsamında ulusal ve uluslararası merkezler işbirliği halinde çalışmaktadır. Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TÜBİM) ülkemizde bu konuda yetkili resmi kuruluş olup en son 2017 verilerini kullanılarak 2018 Uyuşturucu Raporu'nu yayınlamıştır. Bu son raporda ilk başta sayılan uyuşturucu maddeler ve sentetik esrar türevleri olup sırayla kokain, ekstazi (amfetamin) ve captagon (metamfetamin) ve bunlarla ilgili demografik gerçekler ve ölüm gibi daha çok adli istatiksel veriler yer almaktadır. Türkiye genelinde 2016 yılında toplam 81.222 uyuşturucu olayı görülmüşken, 2017 yılında %45.87 artış ile 118.482 olay meydana geldiği ve bu olaylarda bir önceki yıla göre %48.92 artışla 170.175 şüpheli yakalandığı belirtilmektedir. Ölüm oranı, 2017’de önceki yıla göre, %2.3 lük artış ile (yabancı uyruklu olanlar dahil olup son 5 yılın en düşük ölüm artış oranı) 941 doğrudan madde bağlantılı ölüm saptanmıştır.

Toksikoloji Kursu, 4-5 Ekim 2018

TATD Toksikoloji Çalışma grubu olarak 4- 5 Ekim tarihlerinde Trabzon’ da iki günlük bir kurs eğitimi düzenledik. Başarılı bir organizasyon sonucunda hem güzel bir eğitim ortamı bulduk hem de Karadeniz bölgesindeki arkadaşlarımız ile birlikte olmak şansımız oldu. Bize mükemmel ev sahipliği yapan Uzm. Öğr. Dr. Şenol Ardıç ile Prof. Dr. Süleyman Türedi hocalarımıza çok teşekkür ederiz.

2017 TÜRKİYE UYUŞTURUCU RAPORU

Prof. Dr. Arzu Denizbaşı

2017’ de yayınlanan Türkiye Uyuşturucu Raporu “Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi” tarafından hazırlanmış olan ve 2016 yılı verilerine göre tamamlanmış en son dağılımı göstermektedir. Ülkemizde narkotik veya uyuşturucu madde olarak tanımlanan toksinlerin kullanımı ve dağılımı hakkında kayıtların tutulması adli makamlarca sıkı bir şekilde takip edilmektedir. Bizim Acil Servislerde tedavi ettiğimiz hastalarda madde alımından şüphe etmemizin ötesinde hangi maddeleri aldığını da tespit etmemiz laboratuar şartları yüzünden her zaman mümkün olmamaktadır.

Eski Düşman: Şarbon Hastalığı

Dr. Öğr. Üyesi Sinan Karacabey

Şarbonun etkeni olan Bacillus anthracis gram pozitif sporlu bir basildir. Mikropskop altında zincir formasyonu gösterir. Kapsül koloniye mukoid görünümü veren poli- γ -D glutamik asitten oluşur. Kapsül oluşumu bakterilerin virülansına karar verir. Kapsül kendisi toksik değildir ve konağın bağışıklık sistemini provoke etmez. Bununla birlikte, organizmanın fagositik etkisinden kurtulduktan sonra, enfeksiyonun oluşumunda önemli ölçüde katkıda bulunur, daha sonra hastalığın fazı şarbon toksiniyle kontrol edilir. Basil endemik bölgelerde sıklıkla toprakta bulunur. Hayvanların aşılanması ile ilgili problem olan bölgelerde karşımıza çıkmaktadır. İnsan şarbonu aslında daha nadir görülür. Enfekte hayvanın derisi, eti, postu veya kemiği ile iş gereği temas edenlerde görülür.

İlaca Bağlı Zehirlenmelerin Yönetiminde Renal Replasman Tedavisinin Rolü BÖLÜM 2 - Ekstrakorporeal Tedavi Yöntemleri

Doç. Dr. Ali Kemal ERENLER

İlaçların uzaklaştırılmasında sıklıkla kullanılan ekstrakorporeal teknikler arasında aralıklı hemodiyaliz, devamlı RRT, ve hemoperfüzyon sayılabilir. Özellikle güçlü şekilde proteinlere bağlanan toksinler için kullanılan Moleküler Adsorban Resirkülasyon sistemi (MARS) hakkında bazı raporlar olsa da, gerek ulaşılabilirliği gerekse de teknik uygulanabilirliği ve yüksek maliyeti nedeniyle MARS’ın kullanımı sınırlıdır.

Toksikolojik Tarama Testlerinde Son Durum

Prof. Dr. Arzu Denizbaşı

Tanı henüz konulmamış olan ve acil serviste girişim ve tanı işlemlerini başlattığımız pek çok hastada toksikolojik tarama testlerinin uygulanmasının standart olarak bize yardımcı olduğu varsayılmaktadır. Hastaların kaza sonucu, maksatlı olarak veya çevresel nedenler ile bir toksine maruz kalması her yaş grubunda çok yaygın rastlanan tıbbi bir sorundur. Klasik bilgi olarak herhangi bir toksin etkisinden şüphelendiğimiz durumlarda tarama testleri gerekmektedir. Ancak günlük tıp pratiğimizde bu testlerin tanı koymak için veya tedaviyi yönlendirmek için her zaman faydalı olmadığını görüyoruz. Bu bilgiler ışığında tarama testleri hakkındaki son önerileri aktarmak istiyorum.